22 Ocak 2017 Pazar

Miss Peregrine's Home for Peculiar Children - Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları (2016)


Çok net hatırlıyorum, Ağustos ayıydı. Uzun zamandır beklediğim Suicide Squad filmini IMAX'de izlemek için İstinye Park'a koştur koştur yetişmiştim. Film bitti, hayal kırıklıkları, kafamda düşünceler falan, (buraya başka bir gün geleceğiz) salondan çıkarken boyumdan büyük bir posterde bu filmi gördüm. Afişte çok fazla renk, uçan kızlar, falan filan saçma şeyler vardı. Tabi o zamanlar böyle bir serinin varlığından bihaber, boş boş düşüncelere kapılıyordum. Yine saçma fantastik filmlerden birisi olur diye düşündüm. Ta ki yönetmenin adını görene kadar: Tim Burton.

Bu film için inceleme yaparken en büyük kısmı yönetmene ayırmak istiyorum. Hepimiz Tim Burton'ı yaptığı filmlerden az çok tanıyoruz. Corpse Bride, Batman gibi filmlerin efsane yönetmeni, kendisine has tarzı, çizimleri, animasyonları ve en sevdiğim yapımı Edward Scissorhands ile kalplerimize taht kurmuş birisi.

Onun yarattığı dünyalardaki solgunluk ve tekillik adeta bir karakter özelliğiymişçesine sırıtırdı her filminde. Sırıtırdı diyorum çünkü bu filmde yaşadığım hayal kırıklığı ve şok öylesine büyüktü ki "Ne izledim ben böyle?" diye sordum kendi kendime. 

Uzun süre New York Times Bestseller olan Ransom Riggs'in yapımlarından hiçbirisini okumadığım (ve büyük ihtimalle okumayacağım) için filmin konusunun basitliğini ya da çocuksuluğunu kötülemek istemiyorum. Bir kaç gerçek var ki o da şu, filmin potansiyeli çok yüksek. Fakat bir şekilde aceleye getirilmiş hissi veriyor seyirciye. Bunların dışında Barron (Samuel L. Jackson) ve Miss Peregrine (Eva Green) karakterleri, aktörlerden olsa gerek, aşırı canlı ve başarılıydı. Filmin en büyük artısı diyebilirim, oyunculukların böylesine güzel olması. Karakterlere ait alt hikayenin çok fazla yüzeysel kalması ve onları desteklememesi ise, beyaz perdeye uyarlanırken eksiltilen metinlerden olsa gerek, çok zarar vermiş filme. Kitabı okumadım ama su götürmez bir gerçek, kesin yapmışlardır bu yanlışı.

Filme gelirsek, yapımın Tim Burton'dan çıktığını anlamamı sağlayan tek şey, Barron karakteri ve Hollow adı verilen yaratıklar. Onlar ki, biz Tim Burton'ın zekasından çıkma yaratıklarız diye bağıran şeyler. Keşke gelirken bir kaç bir şey daha getirseydiniz kardeşim.

İşte tam olarak bunlardan istiyoruz Tim abi!

Görsel efektlerde ise, görünmez yaratıklarla (Hollows) savaştıkları kısım baya etkileyiciydi. Şimdi bunu söyleyerek spoiler vermiş gibi olduğumun farkındayım, fakat böyle bir olayın olacağını tahmin etmek çok zor olmasa gerek. Sonuç olarak o kadar da komplike bir film değil. Onun dışında kalan ağzından arı çıkan çocuk, kafasının arkasından yemek yiyen kız, ya da görünmez olan çocuk gibi basit görsel efektler çok fazla etkileyici olamamış olsa da azıcık Tim Burton kokusu almak mümkün. En iyi kısmı ise, Miss Peregrine'in döngüyü yeniden sarma anı diyebilirim.

Döngüye gelince, şöyle kısa bir açıklama yapma gereksinimi hissediyorum. Ymbryn adı verilen varlıklar, filmimizde bu kişilerden birisi Miss Peregrine oluyor, zamanı kontrol etme konusunda özel yeteneklere sahip. Bu varlıklar, dünya genelinde Tuhaf Çocukları bulup onları kendi koruması altına alıyor ve mükemmel bir uygunluğa sahip olduğunu düşündüğü bir günde kendilerini dış dünyanın etkilerinden ve zorluklarından korumak için bir döngüye kapatıyor. Böylelikle sonsuza kadar sürekli aynı günü yaşayıp, hiçbir tehlikeye maruz kalmadan bir gün bile yaşlanmıyorlar.

Tabi ki olmazsa olmaz kötü adamlarımız, bu filmde spoiler vermemek için söylemeyeceğim bir sebepten ötürü bu döngülere rahat vermiyor. Filmin ana konusu basit olarak böyle gelişiyor.

Filme her ne kadar düşük bir puan vermek istesem de Eva Green'in oyunculuğu ve çok da nadir olsa arada bir filmin yönetmeninin Tim Burton olduğunu hissedebildiğimiz için buna gönlüm el vermiyor.

Film canavar mı? can-  olabilir ancak.

canavarfilmler puanı: 6.4


Meraklısına fragmanı:





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder